“Gavurun peşine takılan” Gezi direnişi


Rumların peşine takılıp gelmişsiniz.” Yeniköy’deki park forumu, Muhtar Engin Cevahiroğlu’nun  bu veciz sözleriyle saldırıya uğramıştı. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bölüm Başkanı ve bir de İstanbul Büyükşehir Danışmanı olan Profesör Ahmet Atan’ın “Yahudi, Ermeni ve Rum’sanız Gezi eylemlerinde aktif rol almanızı anlayışla karşılıyorum. Lütfen soyunuzu araştırın” şeklindeki tweeti de hatırlarda. Ermenistan halkı kutlama yapıyormuş taksimi işgal ettik türkiyeye rahatça hakaret edebiliyoruz diye, yazıklar olsun bunlara destek çıkanlara” ve "yazıklar olsun size ermenilere bıraktınız meydanı allah belanızı versin eylemci capulcuları" gibi nezih tweetleri ise Mersin’deki 17. Akdeniz Olimpiyat Oyunları’nın açılış seremonisinde Türkiye heyetini temsilen en önde yer alan “milli” güreşçi Rıza Kayaalp atmıştı.

Bunlar sadece kamuoyunun gündemine gelebilen örnekler. Sosyal medya mecralarında Gezi direnişinin Rum, Yahudi ya da Ermeni “gavurunun” işi olduğuna dair sayısız “yorum” cirit atıyor. Akit durur mu hiç, başlığı atıveriyor, “Her taşın altından gavur çıkıyor” diye. Aynı seçkin gazetenin, üstelik “akil insan” sıfatı da verilmiş yazarı Hasan Karakaya da soruyor: “Eylemciler kimden yana… Bizden yana mı, Gavur’dan yana mı?” Yenişafak ve Takvim gibi matbuat alemmizin müstesna müesseseleri de boş durmuyor elbet ve “Gezi Parkı olaylarında Yahudi lobisi oyunu” minvalinde anti-semit komplo teorilerinin sakilliğinde derman arıyorlar.

Azınlık karşıtlığı “sivil toplumun” milli hassasiyetlerinin ürünü, “kendiliğinden” denebilecek bir reaksiyon değil elbette. Yani fanatik bir muhtarın, meczup bir profesörün, densiz bir güreşçinin ve fanatik denebilecek kimi gazetelerin sayıklamalarından ibaret olan “marjinal” bir durumla karşı karşıya değiliz. Bu ırkçı laf kalabalığı bizzat hükümet erkânının yarattığı politik iklimin bir tezahürü. AKP hükümeti, malum, Gezi direnişi karşısında düşmüş olduğu korkuyu gedikli Mc Carthy’cilere parmak ısırtacak komplo teorileriyle üzerinden atmaya çalışıyor. AKP, Samanyolu TV dizilerindeki sakillikle aşık atan iç-dış mihraklar edebiyatıyla tabanını konsolide etmeye çalışırken Türk milliyetçiliğinin kadim gayrimüslim karşıtı söylemini de hortlatıyor. Oysa, unutmayalım, daha birkaç ay önce Tayyip Erdoğan “milliyetçiliği ayaklarımız altına aldık” diye böbürleniyordu. Şimdiyse “faiz lobisi” nevinden anti-semit imalara (Erdoğan’ın Gezi Direnişçileri hakkında ettiği “one minute dediklerimizi sevindiriyorlar” türü kelamlarınι atlamayalım) ve “camiide içki içenleri denize döktük” yollu Yunan-Rum düşmanlığının klasik argümanlarına sığınıveriyor. Zoru gören Erdoğan hiç utanıp sıkılmadan milliyetçi-muhafazakârlığın en bayat, en pespaye argümanlarına, Türk sağının mostralık seferberlik söylemlerine sarılmakta hiçbir beis görmüyor. Uluslararası arenada “azınlıkların sorunlarını çözdük” diye “PR” yapan hükümet darda kalınca (işine gelince diye de okunabilir) tabanının “gavur düşmanlığına” şevkle yol veriyor. 

Açıkçası şaşılacak bir durumla karşı karşıya değiliz: Gayrimüslim topluluklara yönelik (devlet kaynaklı-destekli) eylem ve saldırılar, egemenlerin ve devletin farklı eğilim ve fraksiyonlarının, çelişkileri olsa da temeldeki birlik ve bütünlüğünün en büyük göstergesi oldu daima. Abdülhamid’in Hamidiye Alayları’ndan İttihat ve Terakki’nin Teşkilat-ı Mahsusası’na, 1909 Adana katliamından 1915’te soykırıma, 1894-96 kırımlarından Hrant’a, İsmet Paşa’dan Komitacı Celal Bayar’a, “Ergenekon”dan AKP’ye, “yüce” Türk devletinin “gavurlar” karşısındaki birlik ve bölünemez bütünlüğü tam ve tartışılmaz oldu hep. Dahası, ne zaman toplumsal muhalefet kabaracak olsa onu gayrimillilikle itham etmek, azınlık karşıtı milliyetçi-ırkçı temalarla bir karşı seferberlik yaratmak adetten oldu. Sol, “Müslüman mahallesinde salyangoz satmakla”, “bu millettin” bağrından çıkmamış olmakla, “gavurlukla” itham edildi hep.  Açıkçası bu hususta devlette devamlılık, kelimenin tam manasıyla tam ve esas oldu. AKP bu devlet geleneğini sürdürerek devlet ciddiyetine sahip olduğunu göstermiş oluyor işte. Dedik ya, şaşıracak bir şey yok aslında.

  1. fotibenlisoy posted this